Mirzan Tarım

KAMUOYUNDAN GİZLENEN HALK SAĞLIĞI SORUNLARI

Duyuru

KAMUOYUNDAN GİZLENEN HALK SAĞLIĞI SORUNLARI

KAMUOYUNDAN GİZLENEN HALK SAĞLIĞI SORUNLARI

Bu hafta art arda yazacağım birkaç yazının konusu ülkemizden Rusya’ya ve Suudi Arabistan’a ihraç edilen, ancak tarımda kullanılması yasaklanmış pestisit kalıntıları çıktığı için ülkemize (büyük bir ihtimalle) geri gönderilen gıda ürünleri ile ilgili.
 
Son bir kaç haftadır tarımda kullanılan pestisitler üzerine yazı yazıyorum. Okurlardan sorular ve öneriler içeren çeşitli mesajlar alıyorum.
Öncelikle söylemeliyim ki pestisitler konusuna bir takıntım yok.  Pestisitler konusunu ısrarla yazmamın en önemli nedeni gıda güvenliği, ekoloji ve halk sağlığı ile ilgili pek çok meseleyi anlatmak için iyi bir örnek oluşturması.

Yazdığım yazılarda gıda güvenliği konusunun kapsamı, gıda güvenliğini sağlamaktan sorumlu kamu kurumlarının faaliyetleri, medyanın rolü, toksik kimyasallarla ilgili akademik çalışmalar, çocuk sağlığı, ekolojik kriz, biyoçeşitlilik kaybı, yurttaşların bilgiye erişim hakkı vb. gibi konuları pestisitiler üzerinden ya da pestisitleri odağa koyarak ele almaya çalışıyorum.

Gıdalardaki pestisit kalıntıları konusunda yaşanan güncel sorunlardan kamuoyunu haberdar etmek de ayrıca önem taşıyan bir konu benim için.
Bu hafta ardarda yazacağım birkaç yazının konusu da ülkemizden Rusya’ya ve Suudi Arabistan’a ihraç edilen, ancak tarımda kullanılması yasaklanmış pestisit kalıntıları çıktığı için ülkemize (büyük bir ihtimalle) geri gönderilen gıda ürünleri ile ilgili.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Rusya ve Suudi Arabistan ile yaşanan sorunlara değinen resmi yazıları konuyu çeşitli açılardan ele alma fırsatı veriyor. Ve yaşanan sorunların halk sağlığını ama özellikle de anne ve çocuk sağlığını çok yakından ilgilendirdiğini belirtmeliyim.

Bu yazı dizisinin başlığı “Kamuoyundan Gizlenen Halk Sağlığı Sorunları” adını taşıyor. Bu başlığı seçmeyi uygun buldum çünkü ihracatta yaşanan sorunlar olmasa halk sağlığı için önem taşıyan güncel sorunlardan herhangi bir şekilde haberimiz olmayacaktı. Gizlenen sözcüğü iddialı gelebilir ama öyle olmadığı önümüzdeki birkaç gün içinde yazacağım yazılar okunduğunda anlaşılacaktır. Ve bu konuda söyleyeceklerimi sona saklıyorum.
Önce Rusya Federasyonu ile yaşanan Carbendazim sorununa değineceğim.

Tarım ve Orman Bakanlığı Valilikleri Uyardı

Tarım ve Orman Bakanlığı 25 Temmuz 2019 tarihinde 81 il valiliğine (ve valilikler kanalıyla da ilgili kamu kurumlarına) bir yazı gönderdi.
Yazının konusu “Görüs-RF/İhracatta Yasaklı İlaç” olarak geçiyor. Burada hemen bir ek yapmak zorundayım. Bakanlığın gönderdiği yazı gıdalardaki pestisit kalıntıları ile ilgili. Yazının konusunda geçen ilaç sözcüğü yanılgıya yol açmasın, aslında ilaç değil pestisit veya tarım zehri demek gerekir.
Yazıdan bir bölümü aşağıya aktarıyorum.

Yazı Rusya Federasyonu’na Türkiye’den gönderilen meyve ve sebze ürünlerinde Carbendazim isimli ülkemizde kullanılması ve ithalatı yasaklanmış bir pestisitin tespit edildiğini belirtiyor.

Carbendazim tarımda uzun yıllar boyunca meyve, sebze ve hububat ürünlerinin yetiştirilmesinde kullanıldı. Ancak bu pestisitin insan ve doğada yaşayan diğer canlılar için ağır sağlık zararlarına yol açtığına dair çok sayıda akademik çalışma var. Ve yıllar boyu süren tartışmalar neticesinde de Avrupa Birliği ülkelerinde tarımda Carbendazim kullanımı 2014 yılında yasaklandı. Tarım ve Orman Bakanlığı ise bu pestisitin kullanılmasını ancak dört yıl sonra, 01 Ocak 2018 tarihinde yasaklayabildi.

Ancak Rusya Federasyonu’ndan ülkemize gönderilen uyarı yazılarına göre bu yasaklama kararının işe yaramadığı görülüyor. İhraç edilen gıda ürünlerinde Carbendazim kalıntıları çıkıyor çünkü.

Carbendazim Neden Yasaklandı?

 

Tarımsal üretimde Carbendazim kullanılmasının neden yasaklandığını maddeler halinde belirtmek gerekiyor.
Gerek Avrupa Birliği ülkeleri ve gerekse Tarım ve Orman Bakanlığı Carbendazim kullanılmasını yasaklarken aşağıda belirttiğim gerekçeleri dikkate almışlardır.

1) Carbendazim kullanılmasının yol açacağı sağlık zararlarının neler olacağını tespit etmeye yönelik çeşitli çalışmalarda önerilen kullanım miktarı aşıldığında üreme sağlığının olumsuz etkilendiği, kadınlarda kısırlığa, erkeklerde testis hücrelerinde sorunlara yol açtığı ve kadınlarda ve erkeklerde cinsiyet hücreleri üzerinde toksik etki riski oluşturduğu belirtilmiştir. Bunlara ek olarak, hormonal sistem üzerinde bozucu etkiler, genlere toksik etki, karaciğerde tümör oluşumu, değişik sinir hücrelerine toksik etki ve anne karnındaki yavru üzerinde toksik etkiler gibi çeşitli sorunlara yol açabileceği bildirilmiştir.
 
2) Carbendazimin su kaynaklarına olan güvenli mesafesinin olmadığı ve artropotlara (eklem bacaklılar) karşı toksik etkileri ile ilgili raporlar bulunduğu Belirtilmiştir.
 
3) Piyasada satılan Carbendazim içeren tarım zehirleri içinde “AE F037197” kodlu ve kimyasal ismi “1,2-Phenylendiamine “ olan toksikolojik olarak önem arzeden bir safsızlık maddesi bulunmaktadır. Yani Carbendazim içeren ticari ürünlerin içinde toksik etkili bir başka molekül olan “AE F037197”de bulunmaktadır. Bu durumda toksikolojik testlerde Carbendazim ve “AE F037197” safsızlık maddesinin birlikte ele alınması gerektiği ancak bu toksik maddelerin insanlar ve doğal çevre üzerindeki toksik etkileri hakkındaki güncel bilgilerin yetersiz olduğu belirtilmiştir. Ayrıca bu maddelerin akıbeti, davranışı ve kuşlar için uzun dönemde ne gibi riskler oluşturduğuna dair bilgilerin de bulunmadığı belirtilmiştir.
 
4) Gıdalarda Carbendazim kalıntısını belirleme ile ilgili analizlerin çeşitli zorluklar içermesi bir başka yasaklama gerekçesidir. Örneğin bir başka yasaklı pestisit olan Benomyl (2010 yılında kullanılması yasaklandı) ile Carbendazim’in ayırt edilmesi rutin analitik çalışmalarda olanaksızdır.
Yukarıda dört maddede belirttiğim Carbendazim kullanımının yol açtığı sağlık, biyoçeşitlilik ve çevre sorunlarına dair tespitler Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Ekonomi Bakanlığı’na gönderilen 13 Ağustos 2017 tarihli ve “19793230-320.99-1981” sayılı bir resmi yazıda yer alan ifadelerdir. Bakanlığın yazısında yer alan ifadeleri birebir aktarmaya çalıştım ama bunu yaparken ifadeleri daha anlaşılır kılmak için küçük eklemeler yaptım.

Yanıt Bekleyen Sorular

Rusya’dan gelen bilgileri dikkate alarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bütün il valiliklerine gönderdiği resmi yazıya göre ülkemizden Rusya’ya ihraç edilen gıda ürünlerinde Carbendazim kalıntısı çıkmaktadır.

Buna göre Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yanıt vermesi gereken basit sorular şudur:

a) Tarımsal üretimde Carbendazim kullanılması 2018 yılı Ocak ayı başında yasaklanmıştı buna göre piyasada satılmakta olan Carbendazim içerikli tarım zehirleri toplatılmış mıdır?

b) Ülkemizde üretilen gıda ürünlerinde Carbendazim kalıntısını belirlemeye yönelik bir çalışma yapılmakta mıdır? Eğer yapılmakta ise elde edilen sonuçlar nedir ve ne gibi önlemler alınmıştır.

c) Rusya’ya ihraç edilen ancak Carbendazim kalıntısı içerdiği için Rusya’dan ülkemize geri gönderilen gıda ürünlerinin çeşiti ve miktarı ne kadardır? İade edilen gıda ürünlerine ne olmaktadır?

Mesele burada bitmiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın valiliklere gönderdiği yazıda “Thiophanate-methyl ile carbendazim etken maddelerinin birbirinin metaboliti olduğu; yasaklı olan carbendazim etkeninin kullanılmamış olmasına karşın thiophanate methyl'in dönüştüğü yönünde…” diye bir ifade var. Bu ifadenin ne anlama geldiğini yarınki yazıda ele alacağım.     

NOT: Yazıda geçen tıbbi terimlerin açıklamasını yapan Yard. Doç. Dr. Hafize Öztürk Türkmen’e, Prof. Dr. Nursel Şahin’e ve Yard. Doç. Dr. Suzan Yazıcı’ya teşekkür ediyorum.

Kaynak: https://bianet.org/bianet/saglik/211406-kamuoyundan-gizlenen-halk-sagligi-sorunlari-i
 

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

AĞRI’DA BİYOKAÇAKÇILIK YAPAN YABANCI UYRUKLU İKİ ŞAHSA 120 BİN LİRA CEZA UYGULANDI

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ekipleri Ağrı'da biyokaçakçılık yapan yabancı uyruklu iki şahsa 60'ar bin liradan toplam 120 bin lira cezai işlem uyguladı.

Geçtiğimiz günlerde Ağrı 'da güvenlik güçleri tarafından yapılan devriye esnasında şüpheli görülen araçta ülkemizde yakalanan ve yurt dışına çıkarılması planlanan kelebek, sinek ve böceklere el konuldu.

Yabancı plakalı aracı durdurarak arama yapan güvenlik güçleri tarafından 2 şahsın yolculuk yaptığı araç içinde, böcek toplamak için hazırlanan teçhizat ve tuzaklarla birlikte etil alkolle koruma altına alınmış çok sayıda kelebek, böcek ve sinek ele geçirildi.

Eleşkirt'te meydana gelen olay sonrası karakola götürülen şahısların kimlik tespiti neticesinde Macaristan uyruklu oldukları ve ellerinde herhangi bir izin belgesi bulunmadığı anlaşıldı.

Bu durum üzerine DKMP ekipleri söz konusu şahıslara 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. Maddesinin (f) bendinde belirtilen esaslara ve yasaklara aykırı olarak aynı kanunun 20. Maddesinin (k) bendine göre her bir şahsa ayrı ayrı 60 bin TL olmak üzere toplamda 120 bin TL idari para cezası uyguladı.

Olayda ele geçirilen teçhizatlara el konulurken kelebek, böcek ve sinekler de tür tespiti yapılmak üzere üniversiteye gönderildi.

Kaynak:
https://www.tarimorman.gov.tr/Haber/4168/Agrida-Biyokacakcilik-Yapan-Yabanci-Uyruklu-Iki-Sahsa-120-Bin-Lira-Ceza-Uygulandi

DEVAMI

Pestisit Kullanımı Son 10 Yılda % 57 Arttı ve Antalya Başı Çekiyor.

Pestisit Kullanımı Son 10 Yılda %57 Arttı ve Antalya Başı Çekiyor

 
Türkiye'de 2009 yılında 37 bin altı yüz elli bir ton (37.651 ton) olan toplam tarım zehri kullanım miktarı son 10 yıl içinde %57 oranında artarak 59 bin tona ulaşmıştır.
 
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayınlanan çevresel göstergelere göre Türkiye'de 2017 yılında kullanılan toplam pestisit yani tarım zehri miktarı, 2016 yılına göre %8,08 artarak yaklaşık elli dört bin tona (54.098 ton) yükselmiş. İstatistiksel verilerde bazı çelişkiler var ama bu yazıda çelişkilere değil de eksikliklere değineceğim.

Pestisitler tarımda çeşitli unsurlara karşı kullanılan zehirli kimyasal maddelerdir. Tarım ilacı olarak adlandırılsalar da tarım zehri demek daha doğru.

Ülkemizde en çok kullanılan tarım zehirlerinin başında fungusitler (mantar öldürücüler) geliyor.

2017 yılında toplam tarım ilacı kullanımının %44'ünü fungusitler oluşturuyor. Fungusitleri %22,8 ile insektisitler (böcek öldürücüler), %23,5 ile herbisitler (ot öldürücüler), %4,9 ile akarisitler (akar öldürücüler), %0,5 ile rodentisitler (kemirgen öldürücüler) ve %12,4 ile diğerleri (bitki aktivatörü, bitki gelişim düzenleyici, böcek cezbedici, fumigant ve nematosit) izliyor.

Ziraat Mühendisleri Odası'nın tahminlerine göre 2018 yılında kullanılan tarım zehri miktarı ise %9 oranında artarak yaklaşık olarak 59 bin ton civarında olacak.

Bu rakamlara göre Türkiye'de 2009 yılında 37 bin altı yüz elli bir ton (37.651 ton) olan toplam tarım zehri kullanım miktarı son 10 yıl içinde %57 oranında artarak 59 bin tona ulaşmıştır.

İstatiksel veriler çok genel

Elbette bu artış başka parametrelerle birlikte değerlendirilmeli.

Örneğin aynı dönemde ekili dikili, örtü altı vs. tarımsal alanlarda da bir artış olması kullanılan tarım zehri miktarındaki artışın mutlak değil göreli olduğu anlamına gelecektir.

Bir başka deyişle ekilen dikilen alan artmadan sadece kullanılan pestisit miktarı artmış olsaydı birim alana düşen tarım zehri miktarı artmış olacağı için bu durum daha kaygı verici olacaktı. Ancak bu detaylar çevresel göstergeler içinde yer almıyor.

Çevresel göstergeler içinde yer alan pestisit kullanımına dair istatistiksel veriler çok genel. Örneğin ilçeler bazında detaylı veriler, kullanılan tarım zehirlerinin ismi ve miktarları gibi bilgiler yok.

Pestisit kullanımının yoğun olduğu Antalya ilinin Kumluca, Serik gibi tarımsal üretimin çok yoğun olduğu ilçelerinde hangi tarım zehirlerinin ne miktarda kullanıldığı belirsiz örneğin.

Bu eksikliklere rağmen en azından bir fikir vermesi için il bazında kullanılan pestisit ya da tarım zehri miktarlarına yakından bakalım.

Pestisit kullanımında Antalya birinci sırada

2017 yılı itibariyle en fazla tarım zehri kullanılan ilk 5 il toplam kullanımın %10,1'i ile Antalya, %9'u ile Manisa, %9'u ile Adana, %5,7'si ile Mersin ve %5,7'si ile Aydın olarak sıralanıyor.

Antalya tarım zehri kullanımında başı çekiyor. Antalya ilinde 2018'de kullanılan tarım zehri miktarının Ziraat Mühendisleri Odası'nın 2018 yılı için yaptığı tahmini dikkate alarak yaklaşık olarak beş bin dokuz yüz elli dokuz ton (5.959 ton) olduğunu söyleyebiliriz.
Bu rakam tek başına bir şey ifade etmiyor.

Biraz daha fikir vermek için kullanılan pestisit miktarının beş milyon dokuz yüz elli dokuz bin kilogram olduğunu ve bu miktarın yuvarlak hesapla yarım kiloluk 12 milyon adet pet su şişesine denk geldiğini belirtmeliyim.

Antalya ilinin 2018 yılı nüfusu 2 milyon 426 bin olarak verilmiş ve buna göre Antalya'da kişi başına yaklaşık 2.5 kilo pestisit düşüyor.
Pestisit kullanımının yoğun olduğu diğer illerin başında gelen Manisa'da kişi başına 3,7 kg, Aydın'da 3,1 kg, Adana'da 2,4 kg ve Mersin'de ise 1,8 kg pestisit düşüyor.

Ancak il bazındaki kullanım miktarlarına değil tarımsal üretimin yoğun olduğu ilçelerdeki kullanım miktarlarına bakmak gerekiyor.

Canlı türleri için ciddi risk

Bu çerçevede örneğin Antalya'da Kumluca ve Serik gibi tarımsal üretimin ve pestisit kullanımının çok yüksek olduğu ilçelerde birim alana (ve kişi başına) düşen pestisit miktarının bu değerlerin çok daha üstünde olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz.

Bu yüksekliğin çiftçiler, tarımsal alanlarda çalışanlar, bölge sakinleri, tüketiciler ve ekosistemdeki arılar başta olmak üzere diğer canlı türleri için ciddi bir risk oluşturduğunu da söyleyebiliriz.

Elbette kullanılan pestisitlere bir defada maruz kalmıyoruz. Tarım zehirleri yıl içinde farklı zamanlarda kullanılıyor ve geniş bir coğrafi alana yayılarak miktarı seyreliyor. Dolayısıyla kullanılan miktarın çok azına ancak sürekli olarak maruz kalıyoruz.

Maruziyet konusu ülkemizde az çalışılmış konulardan biridir. Pestisitlere maruziyet düzeyinin ne olduğu, olası sağlık zararlarının boyutları, çevresel maliyetler ve toplumdaki hangi grupların bu açıdan daha kırılgan olduğu vb. gibi konuları ayrıca başka bir yazıda ele almak gerekiyor.

Bu konularda somut çalışmalar yapılmadıkça gerçek durumun ne olduğunu söylemek çok zor.

Ama ortada somut bir gerçek var: Türkiye'de pestisit kullanım miktarı son on yılda %57 oranında artış göstermiş.
Bu artış bir başarı değil, ciddi bir sorundur.

Ülke sınırları aynı kaldığına göre pestisit kullanımındaki artış ülke topraklarının, havasının, sularının ve doğadaki canlıların pestisitlere daha fazla maruz kalması anlamına gelir. Pestisit kalıntıları içeren gıda ürünleri oranının da artış göstermiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Pestisit kullanım miktarlarındaki artışlar Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ülke genelinde pestisit kullanımını azaltmaya yönelik söylemlerinin ve yaptığı uygulamaların gerçekte hiçbir işe yaramadığını da göstermektedir.
Ne yazık ki durumumuz bu. (BŞ/PT) 

 

Kaynak: https://bianet.org/bianet/bianet/210493-pestisit-kullanimi-son-10-yilda-57-artti-ve-antalya-basi-cekiyor

DEVAMI

Youtube Kanalı

Etkinlik Takvimi

Foto Galeri

  • ZARARLILAR
  • HASTALIKLAR
  • MİRZAN TARIM
  • ZİRAİ İLAÇ

Reklam Alanı

# #

Nöbetçi Eczaneler

buraya tıklayınız
whatsapp